Frank Lloyd Wright Eserleri | Doğada Eriyen Mimarlık

Frank Lloyd Wright şüphesiz modern mimarlık tarihinin ve 20. yüzyılın en önemli mimarlarındandır. Modernitenin yayılışı 20. yüzyılda, artan şehirleşme, endüstri ve teknolojinin gelişmesiyle hız kazanmıştır. Wright’nin doğduğu topraklar, yetiştiği çevre ve beraber çalıştığı insanlar, onun modernist bir mimar olmasında etkili olmuştur. Fakat, Wright diğer modernistlerden ayrışmaktaydı. Onun doğa ile iç içe büyümüş olması ve doğaya olan sevgisi mimari anlayışında oldukça etkili olmuştur. O, yapılarını tasarlarken insanın sadece maddi ve rasyonel ihtiyaçlarını çözmüyordu. Aksine, maddi gerekler kadar bir insanın manevi ihtiyaçlarının da mimari tasarımın bir sorunu olduğunu düşünmekteydi. Sonuçta bu düşünce yapısı, tarihin en etkili ve başarılı mimarlarından birini ortaya çıkardı. Bu yazımızda, organik mimarinin öncülerinden Frank Lloyd Wright’ın eserleri, mimari anlayışı ve hayatından bahsedeceğiz.

Frank Lloyd Wright’nin Hayatı

Wright, 8 Haziran 1967 yılında ABD, Wisconsin’de doğmuştur. Annesi o kadar baskıcı ve otoriterdi ki Frank daha doğmadan onun mimar olmasına karar vermişti (Bridge 2015). Küçüklüğünde ailesi birkaç defa taşındığından farklı çevrelerde uzun süreler yaşamıştı. 1878 yılında Wisconsin’e göç etmelerinden dolayı Wright, lise öğrenimine buradaki Madison Lisesi’nde devam etti. Ailesinin maddi sıkıntıları sebebiyle liseyi yarıda bıraktı. Ardından, Wisconsin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde yarı zamanlı olarak çalışmaya başladı. Bu iş ile birlikte özel öğrenci olarak teknik resim ve mühendislik dersleri de alma fırsatı yakaladı.

1887 yılında Chicago’ya gidip burada teknik mimar olarak çalıştı. Joseph Lyman Silsbee’nin yanında çalışırken konut mimarisi alanında tecrübe kazandı (Korkmaz 2008). 1888 yılında Sullivan ve Dankmar Adler gibi önemli mimarların yanında çalışma fırsatına sahip oldu. Sullivan’ın yanında 1893 yılına kadar çalıştı. Yeri gelmişken Luis Sullivan’ın modern mimarlık için son derece önemli bir mimar olduğunu söylememiz gerekiyor. Sullivan, otoriteler tarafından ABD tarihinin en önemli mimarlarından biri olarak gösterilmektedir. Wright’ın böylesine büyük bir mimarın yanında tecrübe kazanması mimari gelişiminde çok büyük etkiler yaratmıştır. 1893 yılında ise Sullivan ile tartışmalı bir iş ayrılığı yaşayıp Oak Park’ta kendi ofisini kurdu.

Frank LLoyd Wright eserleri ve mimarisi

1932 yılında eşi Olga İvanovna ile birlikte Taliesin mimarlık stüdyosunu kurdu. Burada mimarlıktaki tecrübelerini aktarabileceği öğrenciler yetiştiriyordu. Öğrencilere burs imkanı veren Wright, yetiştirdiği öğrenciler ile beraber Taliesin Vakfı’nda konaklıyordu. Taliesin Stüdyosu, öğrencilerin mimarlık pratiğini yaşayarak öğrenmesini sağladı. Bu sayede öğrenciler, çoğu önemli projesinde Wright ile beraber çalışma imkanı buldular. Böylece yaparak öğrendiler.

Hayatı boyunca 3 evlilik yapıp 7 çocuk sahibi olan Frank Lloyd Wright, 1959 yılında Arizona’da hayatını kaybetti. Ölümünden sonra Taliesin Vakfı’nda yetiştirdiği öğrenciler, onun adına Frank Lloyd Wright Vakfı’nı kurdu.

Frank Lloyd Wright’nin Mimari Anlayışı

Diğer modernist mimarlardan farklı olarak Wright, rasyonel olmanın yanında insanın manevi ihtiyaçlarıyla da ilgilenmiştir. Mimari karakterine baktığımızda doğal ögeler ile iletişim içinde, simetrik çizgilerden uzak, yataylığa vurgu yapan unsurlar bulunmaktadır. Doğayı ve doğada vakit geçirmeyi çok seviyordu. Belki de bu özelliği organik mimaride öncü mimarlardan biri olmasını sağlamıştır. Organik mimari anlayışı ile tasarladığı yapılar doğal çevre ile bütünleşiyordu.

Wright’ın doğal mimarisi, yapılarında kullandığı malzemeler üzerinde de belirleyici olmuştur. Ahşap, taş ya da tuğla, yapılarında sık sık kullandığı strüktür ve kaplama malzemelerindendir. Bunlara ek olarak Frank Lloyd Wright, yapılarında betonarmenin sınırlarını zorlayıp farklı kullanım alanları oluşturmuştur.

Wright çoğunlukla müstakil evler konusunda çalışmıştır. Ev tasarımında çok büyük bir üne sahipti. Bunda Sullivan ve Adler’in payı büyük olmalı. Çünkü ikili müstakil ev gibi küçük projeleri Frank Lloyd Wright’ın tasarlamasını istiyordu. Onlar ise gökdelen tasarımı gibi çok daha büyük işler üzerinde çalışıyorlardı. Bu sayede Wright, ev konusunda inanılmaz bir tasarım tecrübesi kazanmıştı. Tasarladığı evler ise daha sonra mimarlık tarihine geçecekti.

Sık sık Le Corbusier ile kıyaslanmıştır. Çünkü iki mimar da modern mimarlığın en değerli yapılarını tasarlayan büyük aktörlerdir. Fakat rasyonel bir modernist olan Le Corbusier, doğal unsurların manzara olarak değerlendirildiği yapılara imza atmıştır. Başka bir deyişle, doğayı insanın faydası için hizmetine sunmuştur. Wright ise aksine çevre ile bütünleşen, iç mekan ile dış mekan arasındaki akışı da düşünüldüğü yapılar tasarlamıştır (Sızak, 2007).

Mimaride Kutunun Parçalanması Prensibi

Frank Lloyd Wright, kendi mimari anlayışını kutunun parçalanması olarak betimlemiştir (Sezgin, 2005). Bütünden eksilen parçalar kutunun parçalanmasını sağlar. Burada bahsedilen kutu tasarımın ilk aşamalarında, yapının ham kütlesidir. Bu kütle tasarım ilerledikçe, bütünden eksilen ve eklenen parçalar sayesinde mimari bir dile kavuşur. Bu mimari tarz doğrultusunda tasarladığı yapılar hangi işlev ve ölçekte olursa olsun dinamik yapılardı. Kutu (yapı) parçalanıp iç mekanları oluşturdukça bu iç mekanlar birbiri içine geçiyordu. Böylece Wright, kutunun parçalanması ile oluşan serbest plan aracılığıyla iç-dış mekan arasındaki akışı kuvvetlendiriyordu.

Theo Van Doesberg tarafından Küp'ün parçalanması ile yapılan mekan çalışması (Kortan, 1986)
Theo Van Doesberg tarafından Küp’ün parçalanması ile yapılan mekan çalışması (Kortan, 1986)

Frank Lloyd Wright Eserleri

Prairie Evleri – 1901-1911

Frank Lloyd Wright, 1901 yılında Prairie Evleri projesini kamuoyuna sundu. Bu proje, Wright’nin ev tasarımı konusundaki bilgi ve tecrübesi sayesinde çok sevildi. Wright, 1901 ile 1911 yılları arasında bir dizi küçük aile evi tasarladı ve bunlara Prairie Evleri ismini verdi. Bu evler Wright’ın sonraları oluşacak mimari dilinin habercisi gibiydi. Yatay çizgiler ile dinamik olarak dengelenen evlerin geniş saçakları ve büyük terasları vardı. Frank Lloyd Wright’ın Prairie Evleri serisindeki en başarılı örnek 1909’da inşa edilen Robie Evi’dir.

Robie Evi
Robie Evi

Tokyo İmparatorluk Oteli – 1923

1915 yılında Japon İmparatorluğu için yapmış olduğu bu otel sağlamlığı ile ünlenmiştir. İddiaya göre imparator Frank Lloyd Wright’tan yıkıcı Japon depremlerine karşı sağlam bir otel tasarlamasını istemiştir. Çünkü Japonya şiddetli ve sık aralıklarla deprem yaşayan ülkelerin başında gelmektedir.

1 eylül 1923’te Japonya’da tarihteki en şiddetli ve yıkıcı depremlerden biri gerçekleşmişti. Tokyo’daki çoğu yapı yerle bir olurken ayakta kalan nadir yapılardan biri de Tokyo İmparatorluk Oteli‘ydi. Olayın en ilginç tarafı ise bu otelin tam da 1 eylül 1923 tarihinde açılmış olmasıydı.

Şelale Evi – 1936

Bağlam içinde mimariye örnek olarak Frank Lloyd Wright'ın tasarladığı Şelale Evi
Şelale Evi

Bu ev organik mimari düşüncesiyle tasarlanmış yapılar arasında belki de en özelidir. Wright, evi ormanlık arazide bir şelalenin üzerine tasarlamıştır. Şelale Evi‘nde o dönem için oldukça cesur görünen betonarme ile yapılmış sağlam konsollar bulunmaktadır. Çevredeki doğal unsurlar ile adeta bütünleşmiş gibidir. Mimarlık tarihinin en özel ve başarılı birkaç evinden biri olan Şelale Evi hakkındaki yazımızı kesinlikle okumalısınız.

New York Guggenheim Müzesi – 1959

Frank Lloyd tasarımı olan New York Guggenheim Müzesi
New York Guggenheim Müzesi

Amerikalı işadamı Solomon Guggenheim için tasarladığı bu müze en önemli yapılarından biridir. Sarmal yapısı ile dikkat çekici ikonik tasarımların başında gelir. Betonarme ile tasarladığı Guggenheim, hem yapıldığı dönem hem de bugün için modern kimliğini korumaktadır. Müzenin inşaatına 1955 yılında başlanmış olsa da ne yazıkki açılışı 1959 yılında Wright’ın ölümünden 6 ay sonra gerçekleşti.

New York Guggenheim Müzesi iç mekan
New York Guggenheim Müzesi – iç mekan

Diğer Önemli Eserleri

  • Winslow Evi – 1893
  • Larkin Yönetim Binası – 1904
  • Oak Park Kilisesi – 1906
  • Coonler Evi – 1908
  • Robie Evi – 1909
  • Taliesin I – 1911
  • Taliesin Batı – 1937
  • Johnson Wax Apartmanı – 1939

Kaynakça

Bridge, N. (2015). Architecture 101. Adams Media: Massachusetts

Frank Lloyd Wright Vakfı. Erişim 16 Kasım 2021. https://franklloydwright.org/frank-lloyd-wright/

Korkmaz A. P. (2008). Sedad Hakkı Eldem “Türk Ev” ve Frank Lloyd Wright “Prairie Evler” Üzerinden Karşılaştırmalı Bir Analiz. İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi, 14: 2008/2

Kortan E. (1985). Ekspresyonist Mimarlıkta Tasarım Süreci. Yapı Dergisi, 60: 74

Sezgin F. (2005). Mimarlığın Geleceği Üzerine Kestirimler. Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 9/3: 2005.

Sızak E. (2007). Konut Tasarımına Frank Lloyd Wright’ın Yaklaşımı ve Geleneksel Türk Evi (Yüksek Lisans Tezi). Anadolu Üniversitesi, Eskişehir.

Önceki İçerikParthenon Tapınağı Mimari Özellikleri – En Önemli Tapınak
Sonraki İçerikEPS Köpük Nedir? – EPS Mantolama Özellikleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz