Antik Roma Mimarisi Yapım Teknikleri ve Özellikleri

Tarihin en büyük medeniyetlerinden birini kuran Roma İmparatorluğu sanat, kültür, ekonomi ve sosyal toplum alanlarında tarihe damgasını vurmuştur. En güçlü olduğu dönemde 3 kıtaya yayılan toprakları sayesinde farklı toplumların mimarisinden, kültüründen ve yaşam biçiminden beslenmiş ve zengin bir medeniyet yaratmıştır. Mimarisinin en önemli meyvelerini verdiği tarihler ise MÖ 1. yüzyıldan MS 4. yüzyıla kadar olan antik Roma dönemine denk gelmektedir. Bu dönemde İtalya merkezli olan Roma mimarisi büyük bir coğrafyanın yapılarını şekillendirmiştir.

Bu mimari gelenek Roma’nın Hristiyanlığı kabul etmesinden sonra Hristiyan mimarisi adını almıştır. İmparatorluğun ikiye bölünmesiyle de doğu Roma’da Bizans Mimarisi olarak bilinmeye başlamıştır. Roma, mimaride o kadar gelişmiştir ki Avrupa’dan Ortadoğu’ya ve Afrika’ya kadar yakın coğrafyanın neredeyse tamamına kendi kültürünü mimarlık aracılığıyla yaymayı başarmıştır.

Roma Mimarisi Özellikleri

  • Romalılar anıtsal büyüklükte yapılar tasarlamışlardır.
  • Siyasi alandaki güç gösterisi mimariye de yansımıştır.
  • Pragmatik(Faydacı) anlayışla tasarlanan yapılar ön plana çıkmıştır.
  • Roma mimarisi, birçok yeni malzeme bulmuş ve yeni biçimler icat etmiştir.
  • Bbeton ve tuğla, yapılarda yoğun biçimde kullanılmıştır.
  • Roma dönemi mimarisinin en önemli biçimleri kemerler ve tonozlardır.
  • Bu yeni biçimler sayesinde daha geniş açıklık geçen iç mekanlar oluşmaya başlamıştır. Ayrıca mekanların yükseklikleri ve kat sayısında da yükselme görülmüştür.
  • Romalılar mühendislik konusunda çağın ötesinde işler başarmışlardır. Özellikle suyu medeniyetin sembolü olarak görmüş ve onu en ücra köşelere taşıyabilmek için su kanalları ve su kemerleri inşa etmişlerdir.
  • Roma yapılarında sıklıkla mermer cephe kaplaması uygulanmıştır.
  • Antik Yunan’dan kalan Dor, İyon ve Korint düzenlerinin yanı sıra Roma’da Toskana ve Kompozit düzen geliştirilmiştir.
  • Roma betonunda bağlayıcı madde olarak su tercih edilirdi.

Roma Mimarisi Yapı Teknikleri

Kemerler

Roma mimarisi strüktürel biçimlerinden biri olan kemerler
Kemer

Yunanlılar günümüzde sıkça kullanılan kolon-kiriş sistemi ile yapılar inşa etmişlerdi. Bu sistemde döşemeler ve her türlü ağırlık önce kirişlere biner. Kirişler ise bu yükü en yakın mesnet aracılığıyla kolonlara aktarır. Kolonlar ise düşey olarak yükü temele yansıtır. Fakat buradaki sorun geniş açıklık geçmekteydi. Geniş bir mekanı basit bir beton kiriş ile geçerseniz kirişin ortasına aşırı yük bindiğinden eğilip belki de kırılmaya başlar. Bunun önüne geçmek için Romalı mimarlar, kirişleri yay biçimine getirip kolon ile bütünleşen bir elemana dönüştürmüştür. Yay şeklindeki bu yeni biçim kemer olarak adlandırılır.

Kemer, üzerine binen yükün bir kısmını doğrudan düşey yük olarak ayak kısmına aktardığından daha sağlam bir taşıyıcıdır. Bu sayede daha yüksek mekanlar oluşturma imkanı tanımaktadır. Fakat kemerin asıl katkısı geniş açıklık geçme olanağı tanımasıdır. Eğer bir kemerin ayaklarını açar ve açıklığı genişletirseniz kemerin çok yayvan olmaması için yüksekliğinin de artması gerekir. Çünkü kemerin kullanım prensibi kirişin yataylığından kurtulup yükün ilk andan itibaren hem yatayda hem düşey doğrultuda paylaşılmasını sağlamaktır.

Tonozlar

Romalıların mimari yeniliklerinden biri olan Tonoz
Tonoz

Avrupa mimarlığını derinden etkileyecek tonoz biçiminin en ilkel hali olan beşik tonoz Romalılar tarafından icat edilen bir biçimdir. En basit anlamda tonoz, kemerlerin yan yana dizilerek biçimlendirdiği yarım silindir şeklinde görünen tavan örtüsüdür. Sonraki dönemlerde taşıyıcılığının artması için estetik ve strüktürel bazı değişimler geçirerek çeşitlenmiştir.

Roma Mimarlığının Yapı Tipleri

Roma mimarisinde tiyatrolar ve hamamlar oldukça yaygın şekilde inşa edilmiştir. Bunun dışında forumlar, su kemerleri, zafer takları, bazilikalar ve tapınaklar Roma mimarisinin önemli yapı tiplerindendir.

1. Forum

Roma forumu
İtalya’daki Roma Forumu

Roma mimarisi için en önemli mekanlardan biri olan forumlar, içinde pazar yerleri, bazilikalar, çeşitli sanat galerileri barındıran kamusal meydanlardır. Romalılar için forum, kentlilerin sosyalleşme mekanıdır.

2. Amfitiyatro

Yunan mimarisinde amfiler at nalı şeklinde tasarlanırdı. Oturma yerlerinin düzgün yükselebilmesi için genelde tiyatrolar, bir dağın yamacına inşa edilirdi. Böylece, giderek yükselen yamaç üzerinde kademelendirme yoluyla oturma düzlemleri tasarlanırdı. Roma mimarisinde ise kemer ve tonoz gibi mimari biçimlerin icat edilmesi ile birlikte serbest bir alanda, herhangi bir yükseltiye gerek kalmadan tiyatrolar inşa edilebilir hale gelmiştir. Mimarlar, türbinlerin yükseltilmesi için üst üste tonozlar inşa etmiştir. Bir diğer fark ise Roma’daki amfitiyatroların at nalı biçiminde değil, yarım daire veya tam daire şeklinde tasarlanmasıydı.

Roma mimarisinin yapı tiplerinden biri olan yarım daire biçimli amfitiyatro
Yarım daire biçimli amfitiyatro örneği

Ek olarak sahne ile oturma alanları arasında Yunan tiyatrosunda olduğu gibi boşluk yoktur. Aksine sahne genişletilerek türbin kısmı ile birleştirilmiştir.

3. Bazilika

Bazilikaların farklı kamusal işlevleri bulunmaktaydı. Mahkeme salonu, borsa salonu veya toplanma mekanı olarak kullanılan bazilikalar çoğunlukla aktif sosyal yaşamın merkezleri olan forumlarda inşa edilirdi. Hristiyanlığın kabul edilmesinden sonra ise Roma ve Bizans’ta bazilikalar dini mekanlar olarak işlevlendirilmeye başlanmıştır. Günümüzde ise bazilika denince aklımıza yan taraflarında nefler olan bir plan tipolojisi gelmektedir. Buna bazilikal plan denir.

4. Zafer Takları

Romalılar kontrol ettikleri topraklarda imparatorluğun şanını yaymak için mimariyi etkin biçimde kullanmıştır. Bunun en büyük örneği imparatorların ziyaret edecekleri şehirlere, ziyaret öncesi yerleştirilen zafer taklarıdır. Özellikle Hadrianus döneminde ihtişamlı ve devasa zafer takları tasarlanmıştır. Bu mimari tipolojilerin herhangi bir işlevi yoktur. Sadece imparatorun girişi için şehir kapısı görevi görmektedir.

5. Kolonadlı Caddeler

Her ne kadar sadece antik Roma mimarisine özgü bir tasarım biçimi olmasa da Romalılar kolonadları farklı alanlarda sıkça kullanmıştır. Bazı önemli ticaret yollarının kenarlarında kilometrelerce süren kolonad dizileri inşa eden Romalılar, bunu medeniyetin bir simgesi olarak görürlerdi. Bu tarz şehirsel düzenlemeler sayesinde şehircilik alanında da oldukça ileri bir bilinç düzeyine çıkmışlardır.

6. Su Kemerleri

Roma su kemeri örneği
Su kemeri

Romalılar için medeniyetin 2 önemli sembolü vardır. İlki yol ötekisi sudur. Farklı coğrafyalara yol döşeyerek ticareti ve lojistiği kolaylaştıran Romalılar, suyun taşınması için de mühendislik harikası yapılar tasarlamışlardır. Su kemerleri, yüksek rakımda bulunan suyu üzerindeki kanal sayesinde taşıyarak alçakta bulunan yerleşim yerlerine taşıma görevi görmüştür.

7. Su Sarnıcı

Yer altında su depolanan Roma mekanları olan sarnıçlar
Yerebatan Sarnıcı

Yerleşim bölgelerine kanallar aracılığıyla taşınan suyun depolanması gerekiyordu. Romalılar, bu sorunun çözümü için yer altında, suyu serin bir şekilde muhafaza edecek sarnıçlar inşa etmiştir. Bu sarnıçlar, yukardaki toprak katmanını taşıması amacıyla çok sayıda kolon ile desteklenmiştir. Böylece sarnıçlar yeni bir mimari tipoloji ortaya çıkmıştır.

8. Gimnasyum

Spor alanında eğitimlerin görüldüğü ve bir yandan da felsefik tartışmaların sürdürüldüğü Gimnasyum’lar, Romalıların şehir merkezlerinde tasarladığı mimari mekanlarındandır. Bu Gimnasyum’larda rasyonel ve otoriter düzenin sembolize edilmesi adına kolonlu portikolar konumlandırılmış ve ruhsal mentalitenin gelişimi için doğal çevre tasarımına da önem verilmiştir.

9. Hamam

Roma’da hamamlar; Yıkanmak, sohbet etmek, spor yapmak ve uyumak gibi çeşitli faaliyetlerin bir arada yapıldığı zengin mekanlardır. Bu hamamlar alttan ısıtma sistemi ile çalışırlardı.

10. Villalar

Roma’da bir çok kamusal yapı tipi ortay çıkmış veya geliştirilmiş olsa da bu dönemde elit sınıf için tasarlanan bireysel yapılar da ön plana çıkmıştır. Bu bireysel yapı tipolojilerden biri olan Roma villaları ihtişamlı ve estetik yapılardı. İçerisinde ihtişamlı konutlar, büyük Roma bahçeleri ve atriumlar bulunurdu.

11. Deniz Feneri

Kuzey Afrika, Ortadoğu, Avrupa ve Asya’da neredeyse tüm iç denizlere kıyısı olan Roma İmparatorluğu bir deniz medeniyeti inşa etmiştir. Ciddi bir deniz ticareti hacmine sahip olan Roma’da çok sayıda ticari, bireysel ve askeri deniz aracı bulunmaktaydı. Tüm bu deniz trafiğini korumak adına inşa edilen deniz fenerleri, özgün biçimleri ile Roma’nın estetiğini yansıtan mimari yapı tipleridir.

Örnek Roma Mimari Yapıları

Pantheon

Antik dönemde Yunanlılar ve Romalılar çok tanrılı dinlere inanmışlardır. Yunan tapınakları gibi Roma tapınakları da bir tanrıya adanarak inşa edilirdi. Fakat MÖ 27 yılında Roma’da inşa edilen Pantheon tüm tanrılara adanan bir tapınak olmuştur. Böylesi büyük bir dini armağanın mimarideki yansıması da farklı olmalıydı. Nitekim, yapı sahip olduğu devasa kubbe ile binlerce yıldır tarihin en ihtişamlı yapıları arasında bulunmaktadır.

Antik Roma mimarisinin en önemli eseri olan Pantheon Tapınağı
Pantheon Tapınağı

Kubbe mimarisinin öncüsü olan Pantheon’un kubbesinin çapı yaklaşık 43 metredir. Kubbenin tam ortasında 2 metre genişliğinde Oculus isimli bir boşluk bulunur. Oculus aracılığıyla dışarıdaki hava olayları gözlemlenebilir ve içeriyi etkileyebilir. Örneğin yağmur yağdığında bu delikten içeriye yağmur suyu girebilmektedir.

Kolezyum

Roma mimarisi eserleri arasında oval biçimde tasarlanan en büyük yapıdır. Flavianus Amfitiyatrosu olarak da adlandırılan yapı günümüzde İtalya’nın başkenti Roma’da bulunmakta. Şehrin en önemli sembol binası olan bu yapı tarihte farklı işlevler için kullanılmıştır. Cephesindeki kolonlar taşıyıcı unsur değil sadece cepheyi süsleyen pilastrlardır. Zemin katta Dor, 1. katta İyon ve 2. katta Korint düzeni ile tasarlanmış pilastrlar bulunmaktadır. Yapının asıl taşıyıcısı kemer ve tonozlardır.

Antik Roma'nın en ünlü tam daire şeklindeki amfitiyatrosu olan Kolezyum
Kolezyum

50 bin kişi kapasiteli yapı, bazı Gladyatör dövüşlerine de ev sahipliği yapmıştır. Bu yapıyı ve o dönemin atmosferini merak ediyorsanız Gladiator filmini kesinlikle izlemelisiniz.

Bozdoğan Kemeri

İstanbul’da bulunan Bozdoğan Kemeri’nin orijinal adı Valens Kemeri’dir. İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak adına yapılan kemerlerden biri olan Valens, MS 4. yüzyılda hizmete girmiştir. Şehir merkezine taşınan su ise Yerebatan Sarnıcı gibi yüzlerce sarnıçta depolanırdı.

Valens Kemeri, Doğu Roma ve Osmanlı dönemlerinde aynı amaçla kullanılmaya devam edilmiş ve tarih boyunca onarımlar geçirmiştir. Günümüzde 921 metrelik bölümü halen ayaktadır.

Yerebatan Sarnıcı

Bilindiği gibi Roma’da şehir merkezlerine taşınan suyun depolanması gerekliydi. Bu ihtiyaç için sarnıç tipolojisi geliştirilmişti. Yerebatan Sarnıcı ise İstanbul’da sağlamlığını korumuş ve halen ziyaret edilen sarnıçların en bilinenidir. Sarnıcın olduğu yerde daha önce bir bazilika bulunduğundan Bazilika Sarnıcı ismiyle de bilinir. 9800 m2 yapı alanına sahip mekanda 100.000 ton su depolama kapasitesi bulunmaktadır.

İçeride bulunan 9 metre yüksekliğindeki 336 adet sütun yukarıdaki toprağı ve üst katmanları taşımaktadır. Müzenin resmi web sitesine göre bu sütunların bir kısmı Korint bir kısmı ise Dor stiliyle tasarlanmıştır. Daha fazla bilgi almak için web siteyi ziyaret edebilirsiniz.

Ayasofya

Günümüze kadar ulaşan Doğu Roma mimarisi örnekleri arasındaki en önemli eser olan Ayasofya, İstanbul’da bulunmaktadır. İki farklı dinin ibadet mekanı olarak asırlarca kullanılan Ayasofya aynı yerde 3 defa inşa edilmiş. Üçüncü ve son hali 537 yılında tamamlanıp hizmete alınmıştır. Yaklaşık 32 metre çapındaki kubbesi ve strüktürel tasarımı sebebiyle Osmanlı camii mimarisine ilham kaynağı olmuştur.

Tarihin en ünlü ve önemli yapısı Ayasofya
Ayasofya

Yapı, tarih boyunca çeşitli eklemeler yapılarak değişimler geçirmiş ve farklı amaçlar için kullanılmıştır. Binadaki birçok malzeme devşirilerek batı dünyasına kaçırılmıştır. 1500 yıllık yapı günümüzde sağlamlığını korumaya devam ederek camii fonksiyonu ile hizmet vermektedir.

Villa Hadriana

Roma’nın en büyük konut projesi olan Hadrian Villası sınırları içinde bir çok yapı ve antik eser barındırmaktadır. MS 2. yüzyılda İmparator Hadrianus tarafından yaptırılan Tivoli’deki villa kompleksi, 1999 yılında Unesco tarafından dünya mirası olarak koruma altına alındı. İçerisinde sadece konut yapıları değil, çeşitli işlevlerde sayısız mekan barındıran villa küçük bir saray kompleksini andırmaktadır.

Palmira Antik Kenti

Roma’nın en ihtişamlı döneminde inşa edilen Palmira kenti antik Roma mimarisinin en özel ürünlerindendir. Suriye topraklarında bulunması sebebiyle, Roma mimarisinin yayıldığı sınırları göstermesi bakımından da son derece önemli bir yerleşim yeridir. Arkeolojik kazılara bakılırsa, Palmira’nın tarihsel izini MÖ 19. yüzyıla kadar sürebilmek mümkün. Fakat Romalılar’ın kayıtlarına göre kentle ilgili ilk bilgilere 1. yüzyıldan itibaren rastlamaktayız.

Antik yerleşim yeri olan Palmira Antik Kenti
Palmira Antik Kenti

Kent farklı kültürlerin ve ticaret rotalarının kesişim noktasında bulunduğundan mimarisi tüm bu medeniyetlerden beslenmiştir. Sıra kemerler, agoralar, Baal(Bel) Tapınağı, senato binası ve mezar yapıları gibi mimari elemanları ve mekanları ile oldukça zengin bir yerleşim yeriydi. Ne yazıkki Suriye’deki savaşlar sebebiyle 2014 yılında çok ciddi bir zarar görmüştür.

Önceki İçerikPantheon Tapınağı: Roma Mimarlığının Uç Noktası
Sonraki İçerikFrank Gehry Eserleri | Post-Modernist Mimari Anlayışı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz