Pantheon Tapınağı: Roma Mimarlığının Uç Noktası

Tarih boyunca birçok yapı inşa edildi fakat birçoğundan eser kalmadı. Bazıları ise tarihin akışını değiştirdi. Bunu mimarisi ile yaptı ya da kendisine atfedilen önemle veya tarihe yaptığı tanıklık ile.. Bütün bu yapıların büyük etkileri oldu. Mimarlık tıpkı diğer sanat dalları gibi insanın arzu ve düşüncelerini, isteklerini ya da ihtiraslarını yansıtma alanıdır. Fakat çok daha etkili ve insan yaşamında görünür dokunuşları olan bir sanat alanı. Bu doğrultuda inşa edilen, mutlak gücün ve ilahi adanmışlığın sembol yapılarından biri olan Pantheon Tapınağı, tıpkı Ayasofya gibi çağlar boyu etkisini ve varlığını sürdürmüş, topluluklar için kutsal bir mabed görevi görmüş olan, döneminin en teknolojik mimari yapısıdır.

MÖ 27 yılında Roma’da bir mabed inşa edilmişti. Bu mabed yıkılınca İmparator Hadrianus, MS 118 yılında günümüzde halen ayakta olan Pantheon Tapınağı’nı inşa ettirdi. Yapıldığı döneme bakılınca Roma’nın belki de en ihtişamlı döneminde inşa edildi. Hadrianus, antik Roma mimarlığı döneminin en büyük ve kudretli yapılarını inşa etmesiyle ünlüdür. Şanını ve kudretini geniş coğrafyalara yaymak adına devasa büyüklükte hamamlar, amfitiyatrolar, zafer takları ve mabedler yaptırmıştır. Pantheon ise Hadrianus’un bu hırsının dini yapı alanındaki bir ürünüdür.

Antik Roma mimarlığının en önemli eseri olan Pantheon Tapınağı
Pantheon Tapınağı

Daha önceki tapınaklar genelde bir tanrı veya tanrıçaya atfen yapılırdı. Örneğin Antik Yunan’daki Parthenon Tapınağı veya Zeus Tapınağı gibi. Fakat Pantheon, Roma’da inanılan tüm tanrılara atfedilerek yapılmıştır. Adından da anlaşılacağı üzere Yunan dilinde Pan(Tüm)-theon(tanrı), “Tüm Tanrıların Tapınağı” anlamına gelmektedir. Böylesine büyük bir onur için sıradan bir mabed inşa edilmemeliydi. O güne kadar yapılan en ihtişamlı tapınak olan Pantheon, yapıldığı dönem için bir sürü teknolojik yenilik barındırmaktadır.

Romalılar, Hristiyanlığı kabul ettikten sonra bazı eski tapınaklar kiliseye çevrilmiştir. Pantheon’da bu dönüşümden 7. yüzyılda Santa Maria Rotonda ismiyle nasibini almıştır. Bu fonksiyon değişimi sebebiyle üçgen alınlığın her iki yanına birer çan kulesi eklenmiştir. Fakat günümüzde bu kuleler yapıda bulunmamaktadır.

Pantheon Tapınağı Mimari Özellikleri

Korint üslubu ile bezenmiş portiko ve ügen alınlık
  • İlk tapınak dikdörtgen planlı bir Yunan tapınağının tipik özelliklerini taşımaktaydı. Ayrıca asıl Pantheon’dan daha küçük ölçekliydi.
  • Parthenon’un giriş bölümü yani portikosunda 3 sıra arka arkaya dizilmiş olan yivsiz Korint sütunlar bulunmaktadır. En dış sırada 8 sütun bulunurken, arkadaki iki sırada 4’er sütun vardır. Bu sütunların üstünde ise üçgen bir pediment (alınlık) bulunmaktadır. Bu ön giriş kısmı aslında birçok antik tapınağı andırmaktadır.
  • Girişteki Korint sütunlar tek parça mermerden yapılmıştır.
  • Pantheon’un en önemli mimari elemanı olan devasa kubbesinin iç yüzeyi gömülü kare desenlere sahiptir. Bu desenler günümüzdeki kaset döşemeler ile benzerlik göstermektedir.
  • Roma Pantheon Tapınağı’nın en çarpıcı özelliği kuşkusuz kubbenin tam ortasındaki Oculus adındaki deliktir. Bu tavan deliği 6 metre çapındadır. Yukarı bakınca delikten içeri sızan ışık eşliğinde baş döndürücü bir tavan güzelliği ile karşılaşırız.
Partheon Tapınağı kubbesinde bulunan oculus
Oculus
  • Merkezi planlı olan Pantheon’un iç mekanında zemine, Oculus’e ve yan duvarlara temas edecek bir küre yerleştirmek mümkündür. Çünkü kubbenin yerden yüksekliği ile gövde kısmının iç genişliği 43 metre olarak eşit ölçüdedir.
  • 43 metre çapındaki kubbenin taşınabilmesi için Romalılar, ustalıkla kullandıkları betonu özel bir teknik eşliğinde uygulamıştır. Buna göre kubbenin en üst kısmına çıkıldıkça betonun içeriğindeki agrega hafiflemektedir. Böylece Oculus’e yakın kısımda kubbenin temel malzemesi olan betonun birim ağırlığı en düşük seviyede olmuştur (Wilkinson).
  • Ayasofya’nın 55,6 metre yüksekliğindeki kubbesi inşa edilene dek en yüksek kubbe Pantheon’a aitti.
  • Pantheon Tapınağı, kubbesi beton ile inşa edilen ve günümüze kadar korunabilen en eski Roma yapısıdır. Bu kadar uzun süre sağlam kalmasının en büyük nedeni tarih boyunca sürekli kullanımda olup tadilat ve restorasyonlar geçirmesidir.
  • Rönesans‘ın ünlü mimarı Raphael’in mezarı Pantheon’dadır.
  • Pantheon tarihte en çok taklit edilen, özenilen ve referans alınan mimari yapılardan biridir. Virginia Üniversitesi Thomas Jefferson Kütüphanesi, Washington Ulusal Sanat Galerisi ve Villa Rotunda gibi yapıların kubbeleri Pantheon’dan esinlenilerek tasarlanmıştır.
Antik Roma mimarisi eserleri arasında olan devasa kubbeli Pantheon
Pantheon
Önceki İçerikMimarlıkta Çevre Dostu Sürdürülebilir Yapı Malzemeleri
Sonraki İçerikAntik Roma Mimarisi Yapım Teknikleri ve Özellikleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz