Norman Foster Eserleri | 21. Yüzyıl Mimarisini Etkileyen 10 Yapı

High-tech mimarisinin en ünlü mimarlarından biri olan Norman Foster 1935 İngiltere, Manchester doğumludur. Dünyanın en iyi mimarlık okulları arasında gösterilen Manchester Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra Yale Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Yüksek teknoloji çağında ürettiği ikonik yapı tasarımları ile 21. yüzyılın öncü mimarlarından biri oldu. Bu yazımızda Norman Foster eserleri arasında en çok öne çıkan 10 yapıyı inceleyeceğiz.

1. Gherkin

2003 yılında tasarladığı Gherkin binası, kurşun gibi görünen yalın kütlesi ile Londra şehir silüetinin en önemli parçalarındandır. Gherkin ayrıca, adından en çok söz ettiren ve popüler kültürde en fazla göz önüne gelen Norman Foster eserleri arasındadır.

Yukarı doğru giderek sivrilen kütle, keskin bir yüzey barındırmayan tekil-sonsuz cephesi ile rüzgarın binaya en az temas edeceği şekilde dizayn edilmiştir. Böylece Foster, gökdelenlerin en büyük strüktürel sorunlarından biri olan rüzgar yükünü mümkün olan en hafif düzeye indirmeyi başarmıştır.

Gherkin binası, her katta açık planlı mekanlar barındıran, cephesindeki paneller sayesinde enerji verimliliği ve aktif rüzgar dolaşımı sağlayan 41 katlı özel bir yapıdır.

Norman Foster eserleri arasında en bilineni the Gherkin binası
Gherkin

Foster, Gherkin binasını tasarlarken Venüs çiçek sepeti isimli bir süngerin iskeletinden ilham almıştır. Biyomimikri konusunda bilgi edinmek ve Gherkin binasının doğadan nasıl ilham aldığını öğrenmek için Mimarlıkta Biyomimikri makalemizi kesinlikle okumalısınız.

2. Britanya Müzesi’nin Büyük Avlusu

İngiltere’deki Britanya Müzesi’nin orijinalde bir bahçe olan büyük avlusu Norman Foster’ın incelikle tasarladığı amorf bir örtü ile kapatılmıştır. Yılda 6 milyondan fazla ziyaretçi ağırlayan bu İngiliz Müzesi, avlusunu örten modern çatı sayesinde müthiş bir mekan dönüşümüne sahne olmuştur.

Foster’ın Britanya Müzesi için tasarladığı bu modern ek, tarihi yapılara eklenen modern mimari tasarımlar konusunda en başarılı örneklerin başında gelmektedir. 1999 yılında yapımına başlanan örtüde 3212 adet her biri birbirinden farklı üçgen cam paneller kullanılmıştır.

Britanya Müzesi'nin büyük salonu
Britanya Müzesi’nin büyük salonu

1753 yılında kurulan British Museum, dünyanın ilk kamusal ve ulusal müzesidir. Foster’ın bu denli öneme sahip olan tarihi bir yapı için yaptığı tasarım, müzeyi çağımızın en estetik yapıları arasına sokmuştur.

3. HSBC Genel Merkez Binası

1979-1986 yılları arasında inşa edilen Honk Kong and Shangai Banking Corporation (HSBC) binası Foster ve ortaklarının global ölçekte ses getiren ilk projeleridir. Yapı, ileri teknoloji mimarisinin en başarılı örneklerinden biridir.

Norman Foster and Partners'in ilk uluslararası büyük projesi olan HSBC Genel Merkez Binası
HSBC Genel Merkez Binası – ©Tom Mascardo, Flickr

Çelik makaslar ve asansörler binanın dışında konumlandırılmıştır. Bu sayede asansörlerden boşalan iç mekanda yer açılmış, hacim organizasyonu ve açık mekan tasarımı yapmak kolaylaşmıştır. 50 katlı bu gökdelen, çelik ve camın adeta bir makinenin parçalarıymış gibi bir arada kullanımı ile Norman Foster eserleri adına gösterişli bir özet gibidir.

4. Willis Faber ve Dumas Genel Merkezi

Foster & Partners ofisinin İngiltere, Ipswich’te 1971 yılında tasarladığı ofis binası geleneksel ofis tasarımına sert bir tepki olarak tasarlanmış gibidir. Binada inşa edildiği dönem için büyük bir yenilik olan yürüyen merdivenler ile katlar arası düşey sirkülasyon yapmak mümkün.

Mimarlar, bilgi akışının ve teknolojilerin gelişeceğini öngörerek ofisteki kablo tesisatının ileride artacağını düşünmüştür. Bu doğrultuda kat yüksekliklerini arttırarak kablo ve panolar için yer açmışlar.

Foster, ileri teknoloji mimarisinin yanı sıra yeşil mimari ile de son derece ilgilidir. Çim örtülü yeşil bir çatı tasarımına sahip olan Willis binası, düşük enerji tüketimiyle ön plana çıkan bir yapıdır. Bina, mimari değeri ve öncü tasarımıyla 1. derece koruma altına alınan en genç yapılar arasında bulunmaktadır.

5. Reichstag Restorasyonu

Almanya Parlamento binası olan Reichstag, Alman İmparatorluğu ve Weimar Cumhuriyeti meclislerine ev sahipliği yapan, Almanlar için son derece önemli ve sembolik bir yapıdır. Neo-rönesans üsluptaki bina, 1884-1894 yılları arasında Berlin’de inşa edilmiştir.

1933 yılındaki Reichstag yangınında ve 2. dünya savaşı sırasında aldığı ağır hasarlar sebebiyle uzun bir süre kullanılamamış, ardından restore edilse de sergi amaçlı değerlendirilmiştir.

Almanya parlamento binası Reichstag
Reichstag

Almanya’nın yeniden birleşip bir federal meclise sahip olması ile birlikte 1991 yılında Norman Foster, düzenlenen bir yarışma sonucu yapıyı restore etmeye başladı. Restorasyonun bitmesiyle birlikte meclis 1999 yılında hizmete açıldı. Bu restorasyon süresince zarar görmüş olan yerler onarıldı. Fakat en dikkat çeken değişim ana toplantı salonunun üstüne konumlanan yarım küre şeklindeki cam kubbeydi.

Kamusal ziyarete açık olan cam kubbe, parlamentonun ana salonuna doğrudan gün ışığı iletmektedir. Bu tasarım, tıpkı Britanya Müzesi’nin büyük avlusunun çatı örtüsü gibi mimarlık tarihinin en önemli eklerinden biridir.

6. Milenyum Köprüsü

2000 yılında Kraliçe 2. Elizabet tarafından açılan Milenyum Köprüsü, Londra’nın ilk yaya köprüsüdür. Alışıldık köprü tasarımından uzak olan Milenyum, adeta en az zahmet ve dokunuş ile nehrin iki yakasını birbirine bağlıyor. Ana malzemesi çelik olan bu asma köprü toplamda 320 metre açıklık geçiyor.

Köprünün nehir ortasında 2 adet Y biçimli taşıyıcı ayağı ve bu ayaklara bağlı her iki tarafta 4’er adet çelik kablosu vardır. Bu kablolar ise 4 metre genişliğinde döşeme tabliyelerini taşımaktadır.

Londra'da bulunan ilk yaya köprüsü olan Milenyum Köprüsü
Milenyum Köprüsü

Her ne kadar köprü tasarımları mühendislik bilimiyle yakından ilgili olsa da mimarların da katkısıyla sadece işlev bakımından değil aynı zamanda estetik açıdan da birer sanat eserine dönüşebilmektedirler. Milenyum Köprüsü’de bu sanat eserlerinden biridir.

7. Hearst Kulesi

2006’da tamamlanan Hearst Kulesi, New York’un ilk Leed sertifikalı yüksek katlı ofis binası unvanını taşıyor. Bina strüktürünün ana yapısını çeperi saran üçgen çelik çerçeveler oluşturuyor. Diagrid isimli bu özel strüktür tasarımı sayesinde benzer büyüklükteki yapılara kıyasla %21 daha az çelik kullanılmıştır.

Binada kullanılan çelik malzemenin %90’ı geri dönüştürülmüş çeliktir. Bu oran yaklaşık 10.480 ton çeliğe denk gelmektedir.

Norman Foster Eserleri arasındaki Hearst Kulesi
Hearst Kulesi

Binanın tasarımını ilginç kılan detaylardan biri de 6 katlı Hearst Magazin Binası üzerine eklemlenmiş olmasıdır. Foster’ın çelik ve cam kullanılmış olan bu modern gökdeleni, 40(+6) kat ve 80 bin metrekare ofis alanına sahiptir.

8. Londra Belediye Binası

Londra Belediye binası veya diğer adıyla GLA, Thames Nehri yakınlarında bulunmaktadır. 2002 yılında kullanıma açılan bina Foster’ın birçok yapısı gibi kendine has kütlesi ile ön plana çıkıyor. Yeşil bina özellikleri bakımından son derece etkili çözümler üretilmiştir. Yapının eğimli formu alt katlara gölge sağlayarak içeri giren güneş ışığı miktarını azaltmaktadır.

Londra'da bulunan GLA belediye binası
Londra Belediye Binası

Ayrıca eğrisel formu sayesinde tıpkı Gherkin binası gibi rüzgarın yapıya daha az temas etmesi ve dış cephe yoluyla ısı kaybının azaltılması düşünülmüştür. Bunların dışında PV paneller, üç camlı dış cephe sistemi ve ısı pompası kullanımı gibi binanın enerji verimliliği sağlaması açısından önemli kararlar alınmıştır. Foster’ın uyguladığı bu sürdürülebilir mimari ilkeleri sayesinde GLA binasının soğutma maliyetleri neredeyse sıfıra inmiştir.

Londra Belediye Binası iç mekandaki spiral merdiven
İçerideki spiral merdiven

Yapının dinamik formuna uyumlu bir şekilde tasarlanan heykelsi spiral merdiven içerideki en can alıcı tasarımlardan biridir. Bu merdiven sayesinde iç mekanda katlar arası panoramik bir izlence mekanı sunulmaktadır.

9. Apple Park

Kaliforniya'da bulunan halka şeklindeki Apple Park binası (Apple genel merkezi)
Apple Park – ©Arne Müseler, Wikimedia

Devasa bir halkayı andıran bu yapı dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Apple’ın genel merkezidir. Apple Park, ofis yapısından çok yeşil ile iç içe geçmiş bir şehirden doğaya kaçış mekanı gibidir.

Kaliforniya’da bulunan genel merkez aynı anda 12 binden fazla personele çalışma ortamı sağlamaktadır. Foster, çalışanların yeşil ile iç içe, toprağa yakın bir çalışma hayatı sürmeleri için dikey bir gökdelen yerine yatay mimariyi tercih etmiştir.

10. Millau Viyadüğü

Norman Foster eserleri arasında bulunan dünyanın en uzun viyadüğü Millau
Millau Viyadüğü

Dünyanın en büyük ve en uzun karayolu köprüsü olan Millau, köprü tasarımı konusunda en estetik ve zarif örneklerden biridir. Kablo destekli asma köprü kategorisindeki Millau, 343 metre ile dünyanın en yüksek taşıt köprüsüdür.

32 metre genişliğe ve yaklaşık 2500 metre uzunluğa sahip olan köprünün ana yapı malzemesi çeliktir. Fransa’nın güneyindeki bir vadide bulunan viyadük, ismini yakınlardaki Millau kasabasından almaktadır.

Bu yazımızda en başarılı bulduğumuz Norman Foster eserleri arasından seçtiğimiz 10 yapıyı kısaca anlattık. Her biri birbirinden değerli olan bu yapılar, 21. yüzyıl mimarisinde kalıcı etkileri olan ve mimari tasarıma yön veren birer estetik anlayışa sahiptir. Sizler de yorum kısmında Norman Foster’ın en sevdiğiniz yapılarını bizimle paylaşabilirsiniz.

Önceki İçerikRokoko Mimari Üslubu | 18. Asrın Coşkulu Mimarisi
Sonraki İçerikDünyanın En İyi Mimarlık Fakülteleri | En Başarılı 25 Okul

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz