Brütalizm Nedir? En İyi Brütalist Mimari Örnekleri

Tarih boyunca ortaya çıkan mimari akımların birçoğu estetik kaygılar, dönemin sanat anlayışı veya sosyopolitik nedenlerden dolayı gelişmiştir. Brütalizm akımının tüm dünyaya yayılmasının ardında bu sebeplerden çok daha fazlası; bir dünya savaşı ve onun getirdiği ekonomik çöküntüler vardır. Zorlu atmosfer ve mali sıkıntılar mimari tasarımda şeffaflığı, tasarrufu, ham malzeme kullanımını ve sadeliği ön plana çıkarmıştır.

Modern mimarinin alt akımlarından biri olan Brütalizm, yapılarda malzeme ile yapılan gösterişin aksine, yapı elemanlarını ve strüktürü olduğu gibi kaplamasız göstermeyi amaçlar. Malzemelerin ve yapı elemanlarının brüt halde kullanıldığı bu akımın ismi, Le Corbusier’ in Fransızca’ da kullandığı “béton brut” teriminden gelmektedir. Anlamı ise ham ve işlenmemiş beton demektir.

Brütalizm’ in Karakteristik Özellikleri

Brütalizm akımının ortaya çıkmasının ardındaki en büyük sebep artan dünya nüfusu ve ağır ekonomik sorunlardı. Bu sebeplerle ortaya çıkan mimari akımın en sevdiği malzemenin beton olması da şaşırtıcı değildir doğrusu. Çünkü beton veya modern mimarideki kullanımıyla betonarme, dünyanın her yerinde üretilebilen, ucuz, işlenebilir, pratik ve oldukça sağlam bir yapı malzemesidir. Brütalist mimari yapılarda betonun yanı sıra çelik, ahşap, cam gibi yapı malzemeleri de oldukça sık kullanılmış ve beton gibi bu malzemeler de ham halde, kaplamasız bırakılmıştır.

Mimarlıkta brütalizm akımı için Balfron Tower örneği
Brütalist Mimariye Ernö Goldfinger’den bir örnek: Balfron Tower, 1967

Keskin hatlar, soğuk ve katı görünümlü cepheler, işlevselliğin apaçık sergilenmesi, ağır ve sağlam duruş… Brütalist karaktere sahip mimari yapıların özellikleri bu kadarla sınırlı değil. Cephedeki geometrik öğeler bir düzen içinde tekrarlanır ve yapının statik duruşuna katkı sağlar, bu statik ve masif kompozisyon ise politik ve otoriter bir gücün göstergesidir. Stil, modern mimarinin ana fikri olan işlev formdan önce gelir düşüncesini bir adım öteye taşıyarak, işlevin dışardan anlaşılmasını önemsemektedir. Ayrıca pek fazla renk kullanılmaz, betonun ve çeliğin monokrom tonları ile ön plana çıkan cepheler, dönemin karamsar, katı, korkutucu ve acımasız dünyasını yansıtmaktadır. Siyasi gücünü ve katı iradesini toplumlar üzerinde kabul ettirmek isteyen devletler, kamu yapılarını çoğunlukla heybetli ve korunaklı gösteren bu yapı tarzı ile tasarlamıştır.

Mimarlıkta Brütalizm Akımının Tarihsel Gelişimi

“Modern Mimari Hareket” in geç dönem yorumlarından biri olan Brütalizm’ in ilk büyük temsilcisi, Le Corbusier’dir. 1952 yılında, 2. Dünya Savaşı’nın ardından henüz toparlanamamış olan Fransa’ da tasarladığı Unite d’Habitation ile Le Corbusier, Brütalizm’ in etkisi günümüze kadar sürecek önemli bir örneğini kazandırmıştır mimariye. Genel düşünceye göre brütalist mimarinin ortaya çıkış noktası olan Le Corbusier’ in bu toplu konut projesi, dönemin gerekliliklerini  en iyi tanımlayan ve de geleceğin mimarisini etkileyen en önemli projelerdendir. Unite d’Habitation, Brütalizm akımının çoğu özelliğini taşımaktadır; çıplak kolonad sistemi üzerinde yükselen dikdörtgen bir yapı bloğu, ham beton ile tasarlanan cephe kurgusu ve tekrarlanan mimari doku… İşçi sınıfı için tasarlanmış olan ve 1600 kişiye kadar insanın yaşam alanı olabilen bu yaşam makinesi, süslemeden ve işlevsiz elemanlardan uzak bir tasarıma sahipti, tıpkı modern mimarinin gerektirdiği gibi.

Mimarlıkta Brütalizm Akımı için Unité d'habitation örneği
Unité d’habitation

Akımın en popüler olduğu dönem 1960′ ların ortalarıydı çünkü Reyner Banham 1966 yılında, “The New Brutalism” kitabı ile Brütalizm’i bir mimari devrim olarak benimsetmiş ve akımın ardındaki mimari düşünceyi anlatmıştır. Bu sayede Brütalizm geniş çevrelerce daha iyi anlaşılmış ve mimarlık camiasında daha çok destek görmeye başlamıştır.

Brütalist mimarinin en önemli örneklerinden bir diğeri yine Fransa’ da bulunan Pompidou’dur. Renzo Piano ve Richard Rogers’ın mimarlığını yaptığı Pompidou Kültür Merkezi, popülerliğini halen sürdüren ve mimari tasarımcıların projelerinde esinlendiği brütalist bir eserdir. 1977’ de tamamlanan proje, diğer brütalist yapılardan çağdaş malzemeleriyle ve daha modern duruşuyla ayrılmaktadır. Bu kez mimarlar, brüt beton yerine yapısal çelik ve cam kullanmışlar. Yapının düşey sirkülasyonunu sağlayan merdivenler, tesisat boruları, çelik strüktürler kısacası yapının tüm bileşenleri, bütün şeffaflığı ile birer sergi öğesine dönüştürülmüştür.

Brütalizm akımının en önemli çağdaş geç dönem yorumlarından biri olan, Renzo Piano' nun 1977' de tasarladığı Pompidou Kültür Merkezi.
Pompidou Kültür Merkezi

1970’ lerin sonuna gelindiğinde brütal mimari, mimarlık çevrelerindeki ağırlığını hızla kaybetmeye başladı ve modern mimarlık, yerini post modern mimariye bıraktı.

Brütalist Mimarinin Öteki Yüzü

Her mimari düşünce, eleştiriye açıktır ve eleştirilmiştir de. Brütalist mimari de bu eleştirilerden nasibini almıştır. Brüt betonun soğukluğu ve ürpertici görüntüsü, duygusuz ve kaba hali; renksiz, cansız cepheleri yoğun eleştiri almıştır. Bu eleştiriler bazen haklı olsa da, mimari yapıları ve mimari akımları ortaya çıktığı, üretildiği çağa göre yorumlamak en doğrusudur. Mimari bir yapı, tasarlandığı çağı ve zamanı yansıttığı takdirde başarılıdır. Bazı çevreler ise bu hareketi sosyalizm, komunizm gibi doğu bloğu sosyal hareketleriyle özdeşleştirmiş, bu yüzden de ağır şekilde eleştirmişlerdir.

Bir diğer eleştiri konusu ise stilin farklı iklim ve coğrafyalarda her zaman aynı etkiyi gösterememesidir. Güney ülkelerinde yoğun güneş ışığı, brüt betonu etkili gösterirken, daha kuzeydeki bölgelerde kirli, etkisiz ve iç karartıcı duruyordu. Ayrıca brütalist yapılar, savaş sonrasında konut ihtiyacını hızla kapatmak amacıyla, çok hızlıca tasarlanıp inşa edildiğinden sorunlu tasarımlar ortaya çıkmıştır.

Corbusier’in tasarım yaklaşımından etkilenerek tasarlanan birçok yapı, düşünülen işlevleri yerine getirememiş, boşaltılmış ve evsizlerin yuvası haline gelmiştir. Ayrıca yapılar yaşlanırken beton parçalanıp, dağılıyor ve ardında çok çirkin bir görüntü bırakıyordu. Bu yüzden, Brütalizm kentsel çürümenin suçlusu olarak görülüp, bir süre sonra kötü anılmaya başlamıştır.

Modern mimarlığın öncülerinden olan Adolf Loos ve Louis Kahn’ın da savunduğu gibi, mimari tasarımlar biçimini, kimliğini ve yapım tarzını süslemelerle örtmeye gerek kalmadan, açıkça gösterecek şekilde tasarlanmalıdır. Brütalizm de modern mimarinin bu fikriyle, haklı sebeplerle ortaya çıkan, sonrasında ise hızla değişen dünyada, yerini başka düşüncelere bırakan bir akımdır.

Bir yapı hangi akım ve düşünceyle tasarlanırsa tasarlansın, eğer ardındaki fikri iyi bir mimari dil ile ve başarılı bir anlatımla ortaya koyarsa, her zaman otoritesini korur ve her eleştiriye karşın kendini savunmaya devam eder. Böylece her dönemde kendine taraftar bulmayı da kotarır. Nitekim Brütalizm’ in de başarılı eserleri halen en çok esinlenen, atıfta bulunulan ve ziyaret edilen yapılar arasındadır.

Önceki İçerikBağlam İçinde Mimari Tasarım – Bağlam Nedir?
Sonraki İçerikLe Corbusier’ in Mimarlığı: Hayatı, Eserleri ve Villa Savoye

3 YORUMLAR

    • Teşekkürler Abdullah, beğendiğine sevindim. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

      Bu süreçte sitenin değerli ziyaretçileri, yazıları sosyal platformlarda paylaşarak ve Archeetect’i Twitter, Facebook, Linkedin ve İnstagram’da takip ederek destek verebilirler.

  1. I am extremely impressed with your writing talents as well as with the format on your blog. Is that this a paid subject or did you modify it yourself? Either way keep up the excellent quality writing, it’s uncommon to see a great blog like this one these days.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz