Gropius Evi | Walter Gropius’un Pragmatik Mimarisi

Mimar: Walter Gropius
Lokasyon: Massachusetts, ABD
Yapım yılı: 1938
Strüktür malzemesi: Ahşap
Mimari tarz: Uluslararası Üslup, Bauhaus

Gropius Evi Bauhaus’ın kurucu mimarlarından olan Walter Gropius’un New England, Massachusetts’te kendi ailesi için tasarladığı evidir. 1938’de tamamlanan yapı, günümüzde Bauhaus ekolünden kalan bazı önemli eserlerin sergilenmesi için kullanılıyor.

Mimar Walter Gropius’un Nazi rejimi sebebiyle Amerika’ya gitmesi ve mimarlık pratiğine orada devam etmesi Bauhaus ekolünün ve Alman mimari bilgisinin yeni kıtaya taşınmasında etkin rol oynamıştır. Bu nedenle, ev Uluslararası Üslup için Amerika’daki sembolik örneklerden biri olarak modern mimarlık tarihinde son derece önemli bir yere sahiptir.

Bu yazımızda Bauhaus üslubunun klasik yapılarından biri olan Gropius Evi’nin mimari özellikleri hakkında kısa bir bilgilendirme yapacağız. İçerik; Mimari tasarım incelemesi, strüktür, hacim organizasyonu, malzemeler, fonksiyonlar ve peyzaj gibi alt başlıkları içeriyor.

Gropius Evi’nin Mimari İncelemesi

Bauhaus’un kurucularından olan ve okulun ilk yöneticiliğini üstlenen Walter Gropius, uluslararası üslubun gerektirdiği birçok mimari yaklaşımı yapıda tercih etmiş. Fakat yapı modern göründüğü gibi aynı zamanda bulunduğu bağlama ait tasarlanmış. Mimar, New England’ın yerel mimari özelliklerinden de ilham alarak hem bağlamı ile güçlü ilişkiler kuran hem de modernizmin yeni mimari dilini adeta manifesto niteliğinde yayımlayan bir eser meydana getirmiş.

Amerika'da bulunan Gropius Evi'nin bir fotoğrafı
Gropius Evi – ©Daderot, Wikimedia

Sade fakat iyi tasarlanmış olan bu yapı, modernist mimarların en sık kullandığı renk olan beyaza boyanmıştır. Evin keskin hatları ve cephelerde kullanılan şerit pencereler Le Corbusier’in Villa Savoye yapısını hatırlatır nitelikte. Bu şerit pencereler sayesinde açık renklerin hakim olduğu iç mekan oldukça aydınlık bir atmosfere sahiptir.

Yine modern mimari için moda haline gelen açık plan kurgusu Gropius Evi’nin de iç mekan tasarımında kullanılmış. Bununla birlikte teras çatısı da bulunan yapının taşıyıcı sistemini ahşap iskelet oluşturuyor. Bu modernist tasarım ilkeleri sayesinde Gropius Evi’nin Le Corbusier’in 5 ilkesi için örnek bir yapı olduğunu söylemek gerekir.

Walter Gropius Evi'nin dış çekimi
Walter Gropius Evi – ©Daderot, Wikimedia

Ana girişten eve girmek isteyen kullanıcıları uzun bir saçağa sahip olan sundurma karşılıyor. Sundurmanın bitiminde ise ziyaretçiyi giriş holüne yönlendiren bir antre konumlandırılmış. Antrenin dışarıya bakan cephesindeki cam tuğlalar, mahremiyet sağlayarak ilk bakışta ev hakkındaki gizemi arttırıyor. Fakat içerideki yalın ve modern tasarımlar, aydınlık ve ferah bir atmosfer ile birleşerek gizem duygusu yerine içinizi sadelik dolu bir huzurla kaplıyor.

Hacim Organizasyonu

Yapının kütle tasarımı ve mekan organizasyonu yapay simetriden uzaktır. Bunun aksine Gropius, fonksiyonelliği ve pragmatizmi ön planda tutmuştur. Örneğin, yatak odaları sabah güneşine ihtiyaç duyduğundan bu odaları doğuya yerleştirmiştir. Salon gibi ana yaşam mekanlarını ise gün boyunca ışık alabilmesi için güney ve batı cephelerinde konumlandırmış.

Gün ışığına daha az ihtiyaç duyan banyo, kiler, mutfak ve merdiven gibi mekanlar ise evin kuzey kısmındadır. Böylece hem ısıtma ve aydınlatma hem de sağlıklı yaşam için gün ışığı kullanımı son derece rasyonel biçimde yapının tasarımına etki etmiştir.

Bauhaus evlerinde iç mekan tasarımını anlatan bir görsel
İç mekan – ©geneva_wirth, Flickr

Ahşap iskelet sistem ile inşa edilen bu 2 katlı ev, yığma taş bir subasmanın üzerinde yükseliyor. İçeride iki katı birbirine bağlayan U biçimli yarım bir dönel merdiven bulunurken dışarıda ise doğrudan çatıya ulaşımı sağlayan bir spiral merdiven tasarlanmış.

İçerideki merdivenin birbirine bağladığı 2 kat aşağıdaki mekanları içermekte:

  • Mutfak
  • Salon + Yemek Odası (Açık planlı)
  • Çalışma ofisi
  • 3 yatak odası
  • Hizmetli odası
  • Servis odası
  • 4 banyo
  • Dikiş odası

Banyoların hepsi kuzeyde ve bir arada tutularak ortak bir tesisat sistemine sahip olacak biçimde tasarlanmıştır. Islak hacimlerin oluşturduğu mekan grubunu bir yerde toplamak, günümüzde kullanılmaya devam eden bir yaklaşımdır.

Gropiıs Evi'nin iç mekanını ve oturma odasını gösteren bir fotoğraf
İç mekan – ©SHendry11, Wikimedia

Modern bir ailenin, her bir ferdinin rahat yaşaması ve evin içindeki aktivitelerini en rahat biçimde gerçekleştirebilmesi için mekanlar detaylıca yerleştirilmiş. Ayrıca Marcel Breuer’in tasarladığı Bauhaus mobilyaları, evin mimari konseptinin iç dekorasyona da yansımasını sağlamış.

Malzemeler

Yapı içinde bulunduğu New England şehrinin mimari geleneğinden pay almıştır. Ahşap, kesme taş ve tuğla gibi yapı malzemeleri yerel mimari dokudan ilham alınarak kullanılmış.

Mimar, bu geleneksel yapı malzemelerini modern teknoloji ve endüstriyel malzemeler ile harmanlamış. Bunlar arasında cam bloklar, çelik trabzan ve korkuluklar, alçı paneller ve akustik paneller bulunuyor.

Modernizm ve Bauhaus akımlarının en önemli mimari yapılarından biri olan Gropius Evi mimari incelemesi
Gropius Evi – ©Lei Han, Flickr

Yapının strüktür sisteminde olduğu gibi cephesinin de büyük bir kısmında düşey şeritlerden oluşan ahşap kaplama malzemesi bulunuyor.

Subasman duvarındaki doğal taşlar, dış cephelerdeki cam blok, tuğla, sıva ve ahşap malzemeler aracılığıyla yerel ve modern mimari ilkelerin malzeme ölçeğindeki harmonisine şahit oluyoruz.

Peyzaj

Gropius, evini Harvard’daki öğrencileri için örnek bir inceleme alanı olarak derslerde kullanmıştır. Ayrıca yapının içinde bulunduğu peyzaj da modern peyzaj tarihi için oldukça büyük bir öneme sahip.

Yapının plan kurgusunda, cephelerinde ve tasarımın neredeyse her noktasında olduğu gibi peyzaj düzenlemesinde de rasyonellik, pragmatizm, sadelik ve verimlilik esas alınmıştır.

Sonuç olarak, doğal bir bağlamda bulunan Gropius Evi, Bauhaus yapı tasarım ilkeleri ile modernist mimarinin rasyonel ve işlevci tutumunu yerel yapı malzemeleriyle harmanlayıp tek bir bedende bütünleştirmektedir.

Günümüzde

Modernizmin öncülerinden biri olarak mimarlık tarihinin en önemli figürlerinden biri olmayı başaran Walter Gropius’un 1969’daki ölümü üzerine, eşi mülk üzerindeki haklarından vazgeçerek yapıyı 1974 yılında New England Eski Eserleri Koruma Derneği‘ne bağışladı. Fakat 1983’teki vefatına kadar evinde oturmaya devam etti.

2000 yılında ulusal anıt ilan edilen yapı müzeye çevrildi. Buhaus ve Gropius’un ardında bıraktığı en önemli eserlerden biri olan Gropius Evi’ni Lincoln’deki adresinde bilet alarak ziyaret etmek mümkün.

Önceki İçerikMimaride Konsol Tasarımı | Modern Çıkma Örnekleri
Sonraki İçerikFreelance Mimarlık Yapmak | Nasıl Freelancer Mimar Olunur?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz