Göbeklitepe Tarihi ve Okült Mimarisi – Tarihin Saklı Mirası

Göbeklitepe, dünya tarihini değiştiren, yerleşik hayatın ve dini merkezlerin tarih içindeki yerini tekrar sorgulatan, dünyanın bilinen ilk ve en büyük tapınma merkezidir. Tahminen 12 bin yıllık tarihi olan Göbeklitepe, dini inanışların mimariyi ne denli etkileyip ileri götürdüğünün en büyük örneklerindendir. Bu konuda Ayasofya’ya benzetmek yanlış olmaz doğrusu. Ayasofya da dini amaçlarla inşa edilmiş ve mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biri olmayı başarmıştır.

Türkiye’ de Şanlıurfa ilinde bulunan Göbeklitepe, 90.000 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. 1983’ te çiftçi Mahmut Kılıç tarafından şans eseri keşfedilen kalıntıların, dünya tarihini değiştireceğini kimse düşünmezdi heralde. Zaten yüzeydeki kalıntılara pek önem verilmedi ve Şanlıurfa Müzesi’ne kaldırıldı. Asıl arkeolojik çalışmalar ise 1995 yılında arkeolog Klaus Schmidt önderliğinde başladı. 20 yıl süren kazılar sonucu dünya tarihinin saklı mirası tamamen günyüzüne çıkartıldı.

Sizce insanlar yerleşik hayata geçmeden önce neden bir tapınak inşa ettiler? Mimari yapılar üreten ve üzerine motifler işleyen insanoğlu böylesi bir sosyal yeteneğe nasıl kavuştu?

Göbeklitepe ve Okült Mimarisi

Alanda T biçimli 12 dikilitaş, çember oluşturacak şekilde planlanmış ve aralarına duvar örülmüştür. Steller denen bu taşların boyları neredeyse 6 metreye ulaşmaktadır. Alanda bulunan taşların ağırlığının yaklaşık 60 tona kadar çıkması, mutlak bir işbirliği ve hiyerarşik toplum mekanizmasını gerektirmektedir. Ufak çaplı gruplar halinde gezen insanların bu kadar büyük ağırlıktaki taşları kilometrelerce öteden taşıması cevabı halen bulunamayan birçok soru üretiyor.

Göbeklitepe tapınak merkezi

Dikilitaşlar ortada oval formda mekanlar oluştururken merkezde ise daha büyük 2 dikilitaş bulunmaktadır. Bu üstü açık oval tapınaklardan Göbeklitepe’ de çok sayıda vardır. Her birinin çapı 10 ila 30 metre civarındadır. Uzmanlar bu dikilitaşların insan vücudunun stilize edilmiş hali olduğunu düşünmektedir. Taşların üzerinde bulunan insan uzvu motifleri, sembolik olsa da insanların heykelciliği öğrendiğini göstermektedir.

İnsanlar iş dağılımı yaparak böylesi bir kült merkezi inşa ederken ne ile beslendiler? Tarihin üzerindeki sır perdesi kalktı mı?

Araştırmalara göre pirinç gibi bazı tahıl ürünlerinin ilk olarak Göbeklitepe civarında yetiştirildiği bulgusuna rastlandı. Bu da insanların bu inşaat sırasında yerleşik hayata geçmek zorunda kaldıklarını göstermektedir. Arkeolog Schmidt, insanların bu tapınağa sık sık uğradıklarını, ayinler için biraraya geldiklerini ve bunun sonucunda ise yerleşik hayata geçtiklerini iddia ediyor.

Yakın tarih bize yerleşim bölgelerinin önemli odak noktaları etrafında kurulduğunu göstermiştir. Yaşam kaynağı olarak görülen su kenarında kurulan şehirler, tepelere kurulan korunaklı şehirler, ya da verimli ovalara kurulan tarım şehirleri… Göbeklitepe ise insanların, neolitik çağda dini inanç merkezlerinin cazibesine kapılıp yakın çevrelerinde yerleşik hayata geçtiğini göstermektedir.

Bu inanç merkezi, MÖ 8.000 yılından sonra asla kullanılmamış ve kaderine terkedilmiştir. Göbeklitepe, 2018’de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

Önceki İçerikCLT Nedir? – Çapraz Lamine Ahşap İle Sağlam Yüksek Yapılar
Sonraki İçerikBarok Mimari Tarzı – Özellikleri | Barok Dönemi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here