Dor Düzeni Mimari Elemanları – İlk Önemli Klasik Düzen

Dor düzeni ve mimari elemanları mimarlık tarihi derslerinde öğrendiğimiz, öğrendikten sonra ise gördüğümüz tarihi yapılarda da sürekli karşılaştığımız klasik dönem düzenlerinden biridir.

Antik Yunan mimarları, Mısır sütun düzenlerinden etkilenmiş ve bunları mimaride bir düzen içerisinde kullanmak istemişler. Klasik mimarideki bu düzen arayışı sonucu ortaya çıkan en önemli 3 temel mimari düzen:

  1. Dor Düzeni
  2. İon Düzeni
  3. Korint Düzeni‘dir.

Bu yazıda Vitruvius’un da Mimarlık Üzerine 10 Kitap eserinde de sık sık söz ettiği Dor Düzeni’nden bahsetmek istiyorum.

Dor düzeni saydığım 3 düzen içerisinde ilk ortaya çıkan ve belki de en sade olanıdır. Oldukça kaba ve sağlam bir duruşu olduğu için Vitruvius, bu düzene ait sütunları maskülenlik ile bağdaştırmıştır.

Antik Yunan’da dor düzeninin zirvesi olarak Atina Akropolü’nde bulunan Parthenon Tapınağı gösterilmektedir. Dilerseniz Parthenon Tapınağı yazımızı okuyarak dor düzeni ve bu kült yapı hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Dor düzeni Panrthenon Tapınağı örneği
Parthenon Tapınağı

Dor Düzeni Mimari Elemanları

Klasik mimarinin en önemli düzenlerinden biri olan dor düzeni mimari elemanlarını gelin hep birlikte tanıyalım.

Dorik Sütun

Klasik mimarideki düzenlerin birbirinden en belirgin farkları sütunlarıdır. Dorik sütun diğer sütunlara göre daha kısa ve tıknaz desem yeridir. Dorik düzendeki sütunların gövdeleri ortaya doğru genişler ve genelde yivlidir. Sütun başlıkları ise süslemesizdir. Ayrıca dorik sütun düzeninde kaide yoktur; sütunlar olduğu gibi zemine dokunur.

Dor düzeninin köşelerinde tıpkı iyon düzeninde olduğu gibi sorunlar vardır. Triglif ve metoplar belli bir düzen içerisinde yerleştirilirken, köşelerde bu düzen bozuluyor ve mimarinin büyüsü bozuluyor.

Dor Düzeni mimari elemanları archeetect

Abakus

Dorik sütun başlığında sütunun arşitrav ile birleştiği plakaya verilen isimdir. Düz ve kare kesitlidir. Günümüzde betonarme binalarda zımbalama etkisini önlemek için kullanılan kolon başlıklarına benzemektedir.

Ekhinus

Abakus’un hemen altında bulunan ve kesiti giderek daralan kısımdır. Abakus ile sütun ana gövdesi arasındaki geçiş elemanıdır.

Stilobat

Klasik mimari düzenlerin genel bir özelliği sütunların çoğu zaman merdiven basamakları üzerine oturtulmasıydı. Bu basamaklara verilen isim stilobattır. Stilobat sayısı çoğu zaman 3 veya 5 olarak görülür.

Triglif ve Metop

Tapınak çatılarının taşınması için mimarlar bir çeşit kolon kiriş sistemi geliştirmişlerdi. Tıpkı bu günkü beşik çatılarımızda olduğu gibi bu ilk çağ tapınaklarında da çatı aşıkları, mahya gibi elemanlar vardı. Çatıyı oluşturan boyuna kirişler alınlıkta güzel ve etkili dursunlar diye üzerlerine çeşitli kabartmalar ve süslemeler yapılırdı. İşte bu kirişlerin dışardan görünen süslemeli kısmına triglif denir. İki triglif arasında duran boş kısma ise metop denmektedir.

Klasik düzenlerde trigliflerin orta aksı, taşıyıcı sistemlerinin düzgün çalışması ve görsel etkinin de bozulmaması için sütunların orta aksına denk getirilirdi. Fakat bu durum büyük bir görsel sorun oluşturmuştur. Sizce nedeni ne olabilir ve buna nasıl bir çözüm bulunmuştur?

Önceki İçerikPeyzaj Temelinde Bir Kentsel Tasarım Modeli Nasıl İşler ?
Sonraki İçerikZaha Hadid Eserleri – Hayatı – Mimarlığı | En Önemli 10 Projesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz