Biyomimikri | Mimarlıkta Doğadan İlham Almak

Biyomimikri, latince yaşam anlamına gelen “bios” ve  taklit etmek anlamına gelen “mimesis” kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Biyomimikri, insanın tasarladığı eserlerdeki problemlere çözüm bulmak için doğayı ve onun tasarladıklarını inceleyerek bunları taklit etmesidir. Kendisi de doğanın yarattığı bir eser olan insan, kendi yaratacağı eserlerde doğanın izinden gitmekten başka ne yapabilir ki?

Nereye Baksam Seni Görüyorum

Doğanın mimari için en büyük ilham kaynağı olarak biyomimikri
Doğanın mimari için en büyük ilham kaynağı olarak biyomimikri

Biyomimikriye hayatımızın birçok alanında rastlamak mümkün; uçtuğumuz uçaklar, bindiğimiz gemiler, kullandığımız iletişim cihazları ve daha nicesi… İşte bunlar hep biyomimikri… Aslında doğa ve doğal olandan en uzakta olduğunu düşündüğümüz şeylerde bile doğanın bilgeliği gizli.

Mimarlıkta Biyomimikri – Salatalık mı Sünger mi?

Norman Foster'in Londra'da bulunan The Gherkin binası ve biyomimikri
30 St Mary Axe-Londra

Doğa ve insan arasındaki bağlantıyı, insanların yaşadıkları mekanları, tasarlayan mimarlar da biyomimikriden fazlasıyla yararlanıyorlar. Mimarlıkta biyomimikri konusunda araştırma yaptığınızda karşınıza ilk çıkan yapı büyük ihtimalle Norman Foster tarafından tasarlanmış ve Londra siluetinin imza yapılarından biri haline gelen 30 St Mary Axe namı diğer The Gherkin binası olacaktır. Gherkin kelimesi İngilizcede salatalık turşusu anlamına geliyor. Aslında yapının taklit ettiği doğal strüktür salatalığa değil de Venüs çiçek sepeti adında bir süngere ait olsa da Londra halkı yapıya isim takarken Norman Foster’dan daha farklı bir bakış açısı tercih etmiş gibi gözüküyor.

Venüs çiçek sepeti süngerinden ilham alınarak tasarlanan biyomimikri mimari ürünü olan The Gherkin
30 St Mary Axe-Londra

The Gherkin’in yapısı için ilham veren Venüs çiçek sepeti süngeri, kafes benzeri dış iskeleti ve güçlü su akıntılarından gelen kuvvetleri dağıtan yuvarlak şekli sayesinde büyük derinliklerde hayatta kalmaktadır. Vücudunun yapısal bütünlüğü, stresi emmek için kesişen noktalarda bükülebilen bir silika ağından meydana gelir. Bu silika iskelet, süngerin deniz suyunun besinler için süzüldüğü ve içinden akarak yukarı doğru yönlendirildiği içi boş sepetini oluşturur. Venüs çiçek sepeti süngerinin suda yaptığı şeyi havayla yapabilmek için süngerin şekli ve kafes yapısı binanın formuna uyarlanmış. Binanın yuvarlak şekli rüzgar sapmalarını azaltıyor, bu sayede doğal havalandırma sistemini çalıştıran harici basınç farkları oluşuyor. Hava, geleneksel bir gökdelendeki gibi doğrusal olarak değil binanın etrafından daha yumuşak bir şekilde akıyor. Dış çevresinde kafes benzeri taşıyıcı sistem, iç sütunlar olmadan açık bir kat planı sağlıyor. Bu açıklık ayrıca binaya büyük miktarda doğal ışık girmesine de yardımcı oluyor.

Uyluk Kulesi

Mimarlıkta biyomimikri denince akla ilk gelen eserlerden biri olan Eyfel Kulesi
Eyfel Kulesi-Paris

Dünyaca ünlü Eyfel Kulesi de tasarımında biyomimikriden yararlanılmış yapılardan birisi. Bir mühendislik harikası olarak anılmasını sağlayan strüktürü insan uyluk kemiğinden ilham alınarak tasarlanmış. İnsan uyluk kemiği oldukça hafif ve gözenekli bir yapıda olmasına rağmen çok büyük yükleri taşıyabiliyor. Eyfel Kulesi’nin mimarı uyluk kemiğini taklit ederek tasarladığı strüktür sayesinde daha az çelik malzeme kullanımıyla dayanımı ve esnekliği yüksek, o dönemde yapılan en uzun yapıyı yapmayı başarmış.

Mimarlara Ders Veren Termitler

Eastgate Binası ve doğadan ilham alınarak tasarlanmış cephesi
Eastgate Binası-Zimbabve

Elbette biyomimikri mimaride sadece yapıların taşıyıcı sistemini tasarlamak için kullanılmıyor. Sıcak iklimlerde bulunan binaların doğal soğutma sistemlerini mimarlar nasıl tasarladı sanıyorsunuz? Termitlere baka baka tabi ki. Termitler çamurdan yuvalarını yaparlarken içeride oluşturdukları hava patikaları sayesinde yuvanın, habitatlarındaki sıcak hava koşullarına uyum sağlamasını mümkün kılıyorlar. Zimbabve’de yapılan Eastgate binası da bu şekilde tasarlanmış. Yapıda oluşturulan hava patikaları doğal havalandırmayı ve içerideki sıcak havanın doğal bir şekilde soğutulmasını sağlıyor. Eastgate, benzer ölçekte bir binanın kullandığı enerjinin sadece %10’unu harcıyor. Bu sayede bina 5 yılda yaklaşık 3,5 milyon dolar enerji tasarrufu yapmış.

Doğadan Gelen Mükemmellik: Biyomimikri

Mimarlıkta biyomimikri nedir?

Bu bahsettiğimiz yapıların hepsi birer mühendislik harikası, bunları birer mimari harikaya dönüştüren nokta ise aynı zamanda estetik olmalarıdır. Doğa bize sadece mükemmel mühendisliğin bilgisini sunmuyor, aynı zamanda bunun olabilecek en estetik şekilde nasıl yapılabileceğini de gösteriyor. Biyomimikri doğanın izinde yeni eserler ortaya çıkarmamızı ve bunu her açıdan olabilecek en iyi şekilde nasıl yapabileceğimizi anlamamızı sağlıyor.

Doğa tarafından çoktan yaratılmış olan mükemmeli başka bir şekilde yakalamak mümkün mü zaten?

Önceki İçerikÇelik Nedir? Tarihi Çelik Yapı Projeleri
Sonraki İçerikAhşap Yapı Malzemesi – Mimaride Ahşap Kullanımı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz